Dokuz yıllık bankacıydı, pazarcı oldu! 'Topuklularla masa başında çalışmış biri olarak çok zordu'
Betül Topaklı / Milliyet.com.tr - Gamze Aylıkcı, 1991 yılında İstanbul Üsküdar’da doğdu. Annesi otomotiv sektöründe satış şefi olan Gamze’nin babası ise ilaç sektöründe çalışıyor. Sessiz, sakin bir kız çocuğu olmasına rağmen 5 yaşlarındayken, ayağına dolap kapağı düştüğünü ve parmağının kopmak üzereyken dikildiğini söyleyen Gamze,” 7 yaşlarımdayken, bileğimdeki bilezik ekmek almaya gittiğimde hırsızlar tarafından çalındı. 8 yaşlarımdayken, parkta arkadaşlarımın beni itmesiyle dişlerimi demirlere çarptım ve ön dişim kırıldı” diyerek çocukken sürekli başına çeşitli felaketler geldiğini söyledi. Okulda çok başarılı bir öğrenci olan Gamze’nin en sevdiği ders matematik, en sevdiği şeylerden biri de sahip oldukları markete inip; kasaya bakmak, müşterilerle ilgilenmek ve satın aldıkları ürünlerin tutarını hesaplamaktı. Gamze’nin matematiğe olan ilgisi üniversite eğitimine de yansıdı. Marmara Üniversitesi Ekonometri bölümünü bitirerek, hayalindeki meslek olan bankacılığa adım attı. Gamze, sonrasında yaşananları şöyle anlattı:

“Hayalim olan mesleği yapıyordum. Tam 9 yıl, seçkin bankaların, en iyi bölümlerinde çalıştım. Sayısız başarılara imza attım. Bir yandan da bana terapi olan, arabada radyoda çıkan şarkılara eşlik etme serüvenim başladı. Arkadaşlarımın ısrarı üzerine, ‘Gamzeyahuu’ kullanıcı adıyla sosyal medya hesabı açarak, videolarımı paylaşmaya başladım. İlk videom, Nilüfer - Kavak Yelleri parçasıydı ve videomu ilk beğenen Nilüfer oldu. Sonra pek çok şarkıya eşlik ettiğim videoları yayınlayınca takipçi sayım 35 binlere ulaştı. Herhangi bir ticari faaliyetim yani sosyal medyadan para kazanma durumum olmadığı halde, banka sosyal medya hesabımı kabul etmeyerek benim işime son verdi. Ne tazminat ne de işsizlik maaşı alabildim. Bekar ve evi kira olan bir anne olarak hızlıca para kazanma yollarını aramaya başladım. Takipçi sayım çok yüksek değildi. Sosyal medyadan geçinebilecek bir gelir elde edemeyeceğimi anlayınca, tekstil sektörüne yöneldim. Üniversitede okurken aynı zamanda part time mağazacılık yaptığım için sektöre uzak değildim. Aynı zamanda takipçilerimin de sürekli “Üzerinizdekinin linkini alabilir miyim?” soruları beni tekstile yönlendirdi. Kredi kartımın limit boşluğuyla, tam 47 parça ürün ile evimin salonunda 1 Kasım 2025 tarihinde e-ticarete başladım. Çekimlerimi kendim yapıyor ve ürünlerimi sosyal medya hesabımda tanıtarak satışa çevirmeye çalışıyordum. Baktım ki, aylık ödemelerimi kurtaramıyorum. İşte o an pazara çıkma kararı aldım.”
‘İLK GÜNÜMDE HERKES CANLA BAŞLA DESTEK OLDU’
Gamze’nin pazarcılık konusunda hiçbir fikri yoktu. Tek duyduğu, sabah 05:00 sularında tek tek pazarları gezip, gelmeyen varsa onların yerini kiralamaktı. Kendisinin de tam olarak öyle yaptığını anlatan Gamze, “Tüm ürünlerimi bir gece önceden arabama yükleyerek, sabah 05.00 sularında pazar pazar gezdim. Sonunda Küçükbakkalköy’de sebze - meyve gününde kendisi için bir yer buldum. Pazarda yeniyseniz, hemen tüm pazarcılar bunu fark ediyor. İlk günümde herkes canla başla destek oldu. Sabah tezgahımı kurar kurmaz sağımdaki, solumdaki pazarcı abilerim siftah attı. Oturdum buna yarım saat ağladım. Ardından tezgahımda ürünlerimi nasıl daha güzel sergileyebileceğimi gösterdiler. Pazarcı ipleri getirip astılar. Tezgâhın küçük dediler, ek tahta getirdiler. Eşlerine kıyafet aldılar. O ilk günümde o desteği hayatım boyunca unutmayacağım. İlk haftanın heyecanıyla zorlukları anlamıyorsunuz. Diğer haftalar kış iyice bastırmaya başladı. Sabahın o soğuğunda yer bulmak için yola çıkmak, insanlar gelene kadar ellerin donarken ürün dizmek. 7 kat giyinip, soğuktan ağladığım gün, bir de sadece 4 ürün satarak eve gittiğimdeki üzüntümü unutmadım, unutamam” dedi.
‘ÇOK ZORLANDIM AMA HİÇ PES ETMEDİM’
“Hayatı boyunca topuklularla, manikürüyle, makyajıyla masa başında çalışmış biri olarak çok ama çok zorlandım” diyen Gamze, “Ancak hiç pes etmedim. ‘Hava bugün çok soğuk, kar bastırmadan ben evime döneceğim’ diye geri evine dönen erkek pazarcılar bile varken ben hiç pes etmedim. Isınmak için aldığımız ısıtıcı bile pazarda yetkili kişiler tarafından söküldü. Kışın pazarcılık yapmak ‘tam bir hayatta kalma mücadelesi’ diyebilirim. Sosyal medyada tüm bu yaşadıklarını aktardıktan sonra takipçi sayım günden güne arttı. ‘Arabada şarkı söyleyen kızdan, ekmeğini taştan çıkaran pazarcı kıza’ dönüştüm. Sosyete pazarlarında kiralar çok yüksek olduğu için ben bütçemi sarsmayan sebze- meyve gününü tercih ettim. Bu sebeple de başlarda çok satış yapamıyordum. Haftalar geçtikçe pazarda bir kitlem oluşmaya başladı. Artık insanlar sebze gününde çıktığımı öğrenip, ona göre bütçelerini ayarlayıp gelmeye başladı. İlave olarak pazar benim için takipçilerimle buluşma noktam haline geldi. ‘Beni görmeye gelenler, bana kahve getirip sohbet edip fotoğraf çekilenler, alışveriş yapanlar’ derken satışlarım her hafta daha iyiye gitmeye başladı” diyerek havalar ısınmaya başlamasıyla keyfinin daha da yerine geldiğini söyledi.

“Satış yapmaya kadın giyim ve gözlükle başladım. Erkek giyime de hafif giriş yaptım. Şu an için pazar benim e- ticaretteki açığımı kapatıyor. Kısacası e-ticaret ile pazar; benim aylık kira, kredi kartı ve çocuğumun masraflarıyla tüm giderlerimi karşılıyor. E-ticaret gelirim, benim aylık nakit akışımı tek başına döndürmeye yetse bile, pazara devam edeceğim. Pazar da olmaktan çok mutluyum. Ailem önce “Elalem ne der?” mantığıyla yaklaştı. O yüzden kimseye haber vermeden çıktım. Sosyal medyada görüp haberleri oldu. Tüm takipçilerimin gözünde de “Ekmeğini taştan çıkaran kadın” olarak adlandırıldığım ve gurur duyulan güçlü kadın olarak paylaşılmaya başlandığımda ailem de ilk düşüncelerini unuttu. Öyle ki pazara gelmek onlar için bir aktivite oldu. Şimdi destek ve alışveriş için geliyorlar. Sosyal medyada 102 bin organik takipçiye ulaştım. Pazara başlamamdan cesaret alıp, ‘işsiz olan ya da işinden memnun olmadığı halde utandığı için pazara çıkamayan’ birçok kadın pazarcı oldu. Hepsi bana sosyal medyadan mesajlar ve fotoğraflar iletti. Bunun mutluluğu paha biçilemez. Hepsine çok destek oldum. Güncel hikayelerimle yaşadığım tüm süreçleri anlattığım için insanlar hikayemi biliyor ve hikayemi hikayeleri yaptılar. Hâlâ da pazara başlayacak olan bir sürü kadın var.”
‘9-6 GİBİ SİZİ ESİR ALAN BİR DENGE VAR”
Günümüzde kurumsalda çalışan pek çok kişi mesleğini bırakıp pazarcılık yapmaya başladı. “Çalışırken fark etmiyorsunuz ama işsiz kaldığımda anladım ki 9-6 gibi sizi esir alan bir denge var” diyen Gamze, “Sabah işe gitmek için 6:00’da kalkmak, hazırlanmak, trafik çekip işe gitmek gerekiyor. Sonrasında tüm günün işte geçtikten sonra akşam trafiği, yemek derken belki 1 saat bile size kalmıyor. İnsanların üretmesi, düşünmesi ve kendi yeteneklerini fark etmesi gerekiyor. Ancak kurumsalda sunulan sağlık sigortası çoğu insanın elini kolunu bağlıyor. Bu yan haktan vazgeçmemek için bile devam eden çok insan tanıyorum. Çoğu insan da ‘elalem ne der’ baskısından girişime cesaret edemiyor. Ekonometri mezunuyum ve kazanmak için çok emek harcadım ama dünyanın sonu değil. İş çok, yapmak isteyene… İnsanlar artık bu esir alınmayı fark etti ve artık kendi işinin patronu olmak istiyor. Bankada, ‘ne hedefler tutturup, ne başarılar’ kazandım. Şu an Gamze’yi kim hatırlıyor? Sabah stressiz uyanıyorum. Çocuğumu okula bıraktıktan sonra günümü planlıyorum. Evimin temizliği, yemeği her şeyi hallediyorum. Oğlumu okuldan bakıcı almıyor. Artık eve geç saatte ve stresli dönen bir annesi artık yok” diyerek yaşadıklarını anlattı.
‘SABRETTİKÇE GÜZELLEŞİYOR’
Artık çocuğuyla daha kaliteli zaman geçirdiğini söyleyen Gamze, pazarcılık yapmak isteyenlere şu tavsiyelerde bulundu: “Öncelikle korkmasınlar. Doğru plan ve sektördeki açığı bulmaya çalışsınlar. Merter-Güngören’de sokak sokak, dükkan dükkan gezsinler. Her bütçeye uygun ürün var. Eminönü’ne de gidebilirler. Orada da birçok takı ve toka var. Sosyete pazarında yüksek kiralarla ürün satmaya da çalışabilirler ya da benim gibi ‘kiram az olsun yerim belli olsun’ mantığıyla sebze-meyve gününde pazara da çıkabilirler. Evet zor ve emek isteyen bir iş ama sabrettikçe güzelleşiyor.”
Kaynak: Milliyet