Loading...

Fatih’teki yıkımın şifreleri! Her şey yarım saniyede yaşandı: ‘Patlamanın yeri tüm cevapları saklıyor’

Fatih’teki yıkımın şifreleri! Her şey yarım saniyede yaşandı: ‘Patlamanın yeri tüm cevapları saklıyor’

Zeynep Dilara Akyürek / Milliyet.com.tr – Dün Fatih’in Ayvansaray Mahallesi’nde 2 binada aniden yaşanan bir çökme, gözleri saniyeler önce duyulan patlama sesine çevirmişti. Duyulan ses, doğalgaz patlaması şüphelerini ilk dakikalardan itibaren canlandırmıştı. Nitekim İstanbul Valiliği’nden yapılan açıklamada da bir doğalgaz patlaması olduğu doğrulandı. Ancak yaşanan facia derinlemesine araştırıldığında ortaya başka bir manzara çıkıyordu. Geride bıraktığımız 2025 yılında 2’si Ayvansaray Mahallesi’nde olmak üzere, Fatih ilçesinde toplamda 6 bina çökmüştü. Fatih, İstanbul’un en eski ilçesi olması dışında çarpık kentleşmenin de en önemli ve tatsız örneklerini de sınırlarında barındırıyordu. Öyle ki bu bölgede çok eski yapıların varlığı 2 ya da 3 katlı bile olsa önemli risk unsurları barındırıyordu. Aynı duvarı kullanan 2 yapının bu bölgede pek çok örneğinin olması ilk dikkat çekenlerden biriydi. Bunun yanında yeni şehircilik sistemleri, yani elektrik, doğalgaz gibi hatlar, ahşap ya da kargir yapılarda kullanılırken mühendislik hizmeti alınmamış olmasının ağır sonuçlarını beraberinde getiriyordu. Peki 1 kişinin yaşamını yitirdiği son yıkımın temelinde yatan sebepler nelerdi? Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Barış Sevim, yaşanan olayla ilgili olası ihtimalleri Milliyet.com.tr’ye değerlendirdi.

1 YILDA 6 BİNA ÇÖKTÜ! AYNI ADRES AYNI SONUÇ

2025’teki ilk çökme 23 Nisan’da yaşanan 6.2’lik depremle yaşanmıştı. Ayvansaray Mahallesi Aynalı Dükkan Sokağı'nda daha önce yangın yaşanan ve kullanılmayan bir bina deprem anında çöktü. Tam 1 ay sonra ikinci yıkım yine Ayvansaray Mahallesi Yatağan Hamamı Sokak'taki 2 katlı metruk binada yaşandı. 11 Haziran günü ise Koca Mustafa Paşa Mahallesi Bestekar Hakkı Sokak'ta bulunan 3 katlı bina çöktü. 4’üncü yıkım 3 Ekim’de Silivrikapı Mahallesi Karakulak Sokak’ta bulunan 5 katlı bir binanın en üst katındaki dairenin tavanının çökmesiyle meydana gelmişti. Ertesi gün ise Karagümrük Mahallesi Kaleboyu Caddesi üzerinde bulunan 2 katlı metruk binada yıkıldı. Son çökme ise 12 Aralık günü Derviş Ali Mahallesi Draman Cami Sokak'taki 4 katlı binanın bodrum katında meydana geldi.  Tüm bu yapılar, onlarca metruk binanın bulunduğu Fatih ilçesindeydi. Öyle ki 22 Mart 2026’da ilçenin Ayvansaray Mahallesi adını bir kez daha çökme haberiyle duyurdu. Mahalle muhtarı Fahrettin Özer’e göre 3 bina yerle bir olmuştu. Yıkım sonucu 11 kişi enkaz altında kalmış, 10’u yaralı olarak kurtarılırken 1 kişi hayatını kaybetmişti. Peki yıkımların ortak bir sebebi var mıydı, her yapı için ayrı bir sebep ortaya konabilir mi? Prof. Dr. Barış Sevim değerlendirdi.

“Söz konusu olayda birbirine bitişik bir kaç binanın yıkıldığı ve binaların olduğu yere göçtüğü anlaşılıyor. Patlama nedeniyle her iki bina birbirinden bağımsız olarak göçmüş olabileceği gibi, birinin göçmesi esnasında oluşan enkazın diğer binaya basınç uygulaması nedeniyle de göçme meydana gelmiş olabilir. Binaların bitişik nizam olması deprem açısından olumsuzluk oluştururken, patlama esnasında da birbirlerini etkileyebilecekleri değerlendirilebilir. Ayrıca eski yapılaşmanın olduğu, dar sokakların bulunduğu yerlerde deprem, patlama veya diğer sebepler nedeniyle yaşanabilecek yapı göçmelerinde, itfaiye, ambulans araçlarının ulaşamaması ya da arama kurtarma ekiplerinin olay yerine intikalini güçleştirecek durumları da dikkate alarak acil durum planlamalarının hazırlanması gerekir.” - Prof. Dr. Barış Sevim


YIKIMLARIN ŞİFRESİ ZEMİN DEFORMASYONU MU? METRO MU DOĞALGAZ MI?

İstanbul Büyükşehir Belediye’sinin devam eden metro çalışmaları hakkında bilgilerin bulunduğu web sitesinde 1 hat dikkat çekiyordu. Veznecilerden başlayan ve Ayvansaray’dan geçerek Mescid-i Selam’a ulaşan ve inşası devam eden hat için TBM ile yapılan tünel kazıları sürüyordu. 17.35 kilometrelik hat, en sağlıklı kazı sistemlerinden biri olan TBM yardımıyla inşa ediliyordu. Metro ya da tünel inşalarında kullanılan kazı yöntemlerinden biri olan NATM ile karşılaştırıldığında TBM, çok daha güvenliydi. Çünkü NATM (Yeni Avusturya Tünel Açma Metodu) zeminin deformasyonuna izin veren bir tünel açma yöntemiydi. TBM (Tünel Açma Makinesi) kullanılarak yapılan kazılarda ise zeminin deforme olmasına izin vermemek ve üstündeki yapıların temellerini oynatmadan tünel oluşturmak daha mümkündü. TBM kullanılarak yapılan Ayvansaray kısmının kazısı esnasında olası bir çökme olsaydı, doğalgaz boruları hasar almış ve zincirleme bir kazayı beraberinde getirmiş olabilir miydi? Prof. Dr. Barış Sevim bu konuyla ilgili merak edilenleri cevaplayacak detayı şöyle açıkladı:

“Metro inşası kazıları nedeniyle mevcut doğalgaz boru hatlarına zarar verilmişse (borularda çatlak, hasar oluşmuşsa) patlama kaynağına yakın dayanıksız binaların etkilenmesi olasıdır. Ancak burada yorumda bulunabilmek için, patlamanın toprak altında mı yoksa yüzey üzerinde mi olduğunun netlik kazanması gerekir.  Yüzey üzerinde meydana gelen bir patlama durumu varsa metro kazısı, binaların çökmesinde ana etken olmayabilir.”


ESKİ BİNALAR YENİ SİSTEMLERİ TAŞIYABİLİR Mİ?

Doğalgazın bugünkü gibi yaygın olmadığı dönemde, yine bugün yaygın olmayan sistemlerle inşa edilen yapılara doğalgaz ve elektriğin entegrasyonu sanıldığından daha karmaşık ve riskli olabilir. Öyle ki bu uyumsuzluk, zaman zaman kazaları beraberinde getirebilir. Tıpkı dün Ayvansaray'da olduğu gibi doğalgaz patlamasının etkisini, “Olası bir patlamada öncelikle ani bir pik basınç meydana gelir. Bu basınç ortam basıncının (atmosfer basıncı, yaklaşık 1 bar=0.1 Mpa) 300 katı mertebelerine ve çok yüksek sıcaklıklara (yaklaşık 3000 derecelere) ulaşabilir. Pik basıncın oluşması akabinde oluşan hava basıncı ile yapılara doğru bir basınçlı hava kütlesi ulaşmış olur. Yani hem ani yüksek basınçlar hem de hava basıncının itilmesi ile yapılarda büyük kuvvetler meydana gelir. Aynı zamanda yapının çeşitli yüzeyleri çarpan basınçlı hava yansıyarak yapıda vakum etkisi (çekme etkisi) meydana getirir. Tüm bunlar genellikle 3-5 mili saniye içerisinde, (saniyenin binde üçü-beşi) yani çok anlık bir zaman diliminde gerçekleşir. Dolayısıyla yapılar da bu anlık durumdan etkilenirler” diye anlatan Prof. Dr. Barış Sevim, patlama sesiyle başlayan yıkımda eski ve yığma binaların davranışını anlatarak sözlerini sürdürdü.

“Patlamalar genellikle bombalama veya terörist saldırılar için patlayıcılar kullanılarak gerçekleştirilirken, doğalgaz patlamaları daha çok, doğalgaz borularındaki metan gazının sızarak   (genellikle boruların birleşim yerlerindeki gevşekler veya borularda meydana gelen çatlaklar veya tesisatlarda oluşan sıkıntılar) hava ile karışması ve belli yoğunluğa ulaşan metan gazı-hava karışımının bir kıvılcımla birlikte tetiklenmesi nedeniyle meydana gelir. Doğalgaz patlamalarındaki basınçlar ortam basıncının 10 katına kadar (10 bar civarı) ulaşabilir. Bu ani basınç ve şok hava basıncı etkileri, betonarme ve çelik yapılarda dahi yıkıcı etkilere neden olabilir. Özellikle patlama kaynağı, taşıyıcı sistem elemanlarına (kolon veya betonarme perde) çok yakınsa, bu elemanların yıkılacak derecee hasar alması durumunda yapılarda kısmi veya toptan göçmelere varan durumlar yaşar. Özellikle belirtmek gerekirse betonarme ve çelik yapılarda patlama kaynağı doğrudan kolonlara yakın bir yerde değilse, bu elemanlardan ziyade betonarme döşemeler, duvarlar daha fazla zarar görürler. Patlama esnasında oluşan şok basıncı ortamdan uzaklaşmak isterken çarptığı yüzeylerde de yüksek basınç ve vakum (çekme) etkisi oluşturduğundan bu yapı elemanları daha fazla zarar görebilir. Bu sebeple hava sirkilasyonunun sağlandığı yapılar (örneğin karşılıklı cephelerinde açık camların olduğu yapılar) patlamalardan daha az etkilenirken, sirkülasyonun sağlanamadığı yapılar (camları kapalı olan yapılar gibi) patlamalardan daha fazla etkilenir.” -Prof. Dr. Barış Sevim


Peki hangi yapılar bu tür patlamalardan daha kötü etkilenir? Günümüzde kullanılan inşaat teknolojileri ve yeni malzemeler, bu tür patlamalara karşı daha güçlü önlemler almayı sağlasa da bu işlem maliyetli olduğundan pek de tercih edilmiyor. Ancak pek çok örnekte görüldüğü gibi hayati sonuçlara da sebep olabiliyor. Prof. Dr. Barış Sevim, hangi yapının nasıl etkileneceğine de değinerek sözlerini noktaladı.

“Patlama kaynağı yapıya ne kadar uzak olursa yapıdaki etkileri de o denli az olur. Bu sebeple Konut türü yapılarda da patlamaya karşı ekonomik olmayan bir tasarımdan ziyade, patlamanın olmasını engelleyecek ekonomik tedbirler alınması daha uygun olmaktadır. Yeni tasarlanan binalar bile olası patlamalardan yukarıda bahsettiğim gibi etkilenirken, metruk hale gelmiş veya ekonomik ömrünü tamamlamış, yeterli dayanıma sahip olmayan yığma ve ahşap ve hatta depreme dayanıksız betonarme yapılar patlamalardan daha fazla etkilenebilirler.”


Kaynak: Milliyet