Hürmüz'ün alternatifi Anadolu'dan geçiyor! 'Yeni enerji mimarisine ihtiyaç bu krizle ortaya çıktı'
Derleyen: Oğuzcan Atış / Milliyet.com.tr – ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından Tahran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma kararı alması, Orta Doğu’da yaşanan savaşın etkilerinin tüm dünya tarafından hissedilmesine neden oldu. Petrol ve doğal gaz çıkışının aksamasının ardından tüm dünyada jet yakıtından çöp torbasına, tıbbi eldivenlerden daha birçok sektöre kadar birçok alanda ekonomik belirsizlikler ve ürün sıkıntıları baş gösterdi. İran ile ABD arasında yapılan ateşkesin ardından Hürmüz Boğazı açılmış olsa da bölgede risk sürüyor. Ancak mevcut gelişmeler bölgede yaşanacak olası bir yeni krize karşı petrol ve doğal gaz ithalatını aksatmayacak alternatifleri yeniden gündeme getirdi. Middle East Eye’da yer alan bir haberde bu üç alternatif rota harita üzerinden gösterimlerle değerlendirildi.
Yükselen petrol ve doğal gaz fiyatlarına karşı hâlihazırda birçok ek önlem alınmış durumda. Suudi Arabistan, petrol satışını Kızıldeniz üzerinden yapabilmek için Doğu-Batı Petrol Boru Hattı'nı kullanarak Hürmüz Boğazı’nı baypas ediyor. Bir diğer önemli petrol üreticisi olan Irak ise petrol satışını kara yoluyla gerçekleştireceği ihtimaller üzerine çalışıyor. Ancak bunlarla birlikte inşası daha önce rafa kalkmış olan bir boru hattı da tekrar gündeme geldi. Bu hat ise uluslararası petrol ve doğal gaz boru hatlarının bölgesel bir kavşağı olan Türkiye üzerinden geçiyor.
‘YENİ BİR ENERJİ MİMARİSİNE İHTİYAÇ VAR’
Konuya ilişkin geçtiğimiz hafta konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, savaşın ardından Hürmüz Boğazı’nda yaşanan krize değinerek, “Yeni enerji mimarisine ihtiyaç olduğu bu krizle birlikte ortaya çıktı. Dünyanın ve bu bölgenin yapması gereken en önemli şey, enerji mimarisinde çeşitlendirmedir. Farklı altyapı projelerini hayata geçirmemiz lazım.” şeklinde konuştu.

Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim tüm dünyada enerji piyasalarında dalgalanmaya sebep oldu
Bayraktar, bunun için üç farklı alternatif olduğunu ifade ederek bu alternatifleri açıklarken “Birincisi, yıllardır konuştuğumuz bir konu; Türkmen gazının Hazar üzerinden Türkiye’ye ve Avrupa’ya gidişini hayata geçirmek gerekiyor. Yüzde yüz olması gereken bir proje. İkincisi, Irak-Türkiye boru hattının Basra’ya kadar uzaması çok çok ehemmiyetli bir şey. Bu sadece Türkiye ve Irak için değil, bu petrol boru hattının yapılması küresel piyasalar için de önemli bir şey. Üçüncüsü, Katar’dan Türkiye’ye doğal gaz boru hattı kesinlikle yapılması gereken bir proje. Suudi Arabistan, Ürdün ve Suriye üzerinden Türkiye’ye ulaşacak büyük bir proje olur.” ifadelerini kullandı. Peki, bu üç alternatif hangi rotaları kapsıyor?
TRANS-HAZAR DOĞAL GAZ BORU HATTI
Türkmenistan’ın dünyanın en önemli doğal gaz üreticilerinden birisi olduğu biliniyor. Ankara ile Aşkabat arasında yapılan doğal gaz anlaşması mevcut durumda İran üzerinden Türkiye’ye geliyor. Ancak uzun vadede Türkmen gazının Türkiye’ye ve buradan da Avrupa’ya ulaşması için yapılan iş birliğinin geliştirilmesi planlanıyor. Bu kapsamda Türkmen gazının Hazar Denizi tabanından geçerek Azerbaycan ve Gürcistan’a, oradan da Türkiye'deki mevcut TANAP (Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı) sistemine bağlamayı hedefleyen bir boru hattı projesi bulunuyor. 
Türkmenistan ve Türkiye arasında daha önce doğalgaz tedariğine ilişkin anlaşmalar imzalanmıştı
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, daha önce yaptığı açıklamalarda bu hattın hayata geçirilmesi için Türkiye'de güçlü bir irade olduğunu ve projenin "yüzde yüz olması gerektiğini" söylemişti.
IRAK-TÜRKİYE BORU HATTI'NIN UZATILMASI
Hürmüz Boğazı’ndaki seyir güvenliği hâlihazırda normale dönmeye başlamış olsa da uzmanlara göre 28 Şubat’tan bu yana gelen süreç, enerji piyasalarının ne kadar kırılgan olduğunu ve olası alternatif rotalara ihtiyaç duyduğunu gösterdi. Bu alternatiflerden bir diğeri de Irak ve Türkiye arasındaki petrol boru hattının uzatılması ve Basra’ya kadar ulaşması. Türkiye’nin bu hattın uzaması yönündeki söylemlere uzun bir süredir sahip olduğu biliniyor olsa da Irak’ta siyasi uzlaşmanın sağlanamaması nedeniyle henüz bir adım atılmadı.
Middle East Eye’a konuşan Iraklı enerji uzmanı Salam Jabbar Shahab, Irak’ta Basra'yı Irak-Türkiye petrol boru hattına bağlama konusundaki siyasi isteğin Hürmüz krizi sonrasında önemli ölçüde arttığını söyledi. Shahab, Irak hükümetinin memur maaşları da dâhil olmak üzere harcamalarını karşılamak için aylık 6,3 milyar dolarlık petrol gelirine ihtiyaç duyduğunu belirterek yalnızca mart ayındaki hükümet kayıplarının 5,5 milyar dolardan fazla olduğunu tahmin ettiğini ifade etti. Shahab, “Mevcut durum, Iraklı politikacıların aylık maaşları ödeme esnekliğini korumak için günlük yaklaşık 3,5 milyon varil petrol ihracatını güvence altına almasını gerektiriyor. Şu anda ülke, Kerkük-Ceyhan üzerinden günde sadece 200 bin varil petrol ihraç ediyor. Bu miktar maaşları, sosyal yardımları ve diğer işletme giderlerini karşılamaya yetmiyor.” diyerek Basra boru hattının, şu anda kapalı olan Hürmüz Boğazı'nı baypas ederek Irak petrolü için Avrupa ve Asya enerji pazarlarına yeni bir çıkış noktası açabileceğini söyledi.

Shahab, “Ancak asıl sorun, projenin yürütülmesi ve işletilmesi için gerekli mali ve güvenlik kaynaklarının sağlanması olacaktır. Irak şu anda bu önerilen boru hattını ve ham petrol pompalamak için gerekli olan ilgili tesisleri finanse etmek için gereken fonlardan yoksun. Proje milyarlarca dolar, potansiyel olarak 6 ila 10 milyar dolar gerektirebilir ve uluslararası kreditörlerden borçlanmayı zorunlu kılabilir.” dedi. Projenin hayata geçmesi hâlinde bazı güvenlik risklerine de sahip olacağına dikkat çeken Shahab, mevcut durumun Iraklı karar vericilere projeyi hızlandırmak ve uygulamaya geçirmek için pratik bir neden verdiğini de sözlerine ekledi.
KATAR-TÜRKİYE BORU HATTI
Katar ve Türkiye arasında hayata geçirilmesi hedeflenen boru hattı uzun süredir gündemde zaman zaman kendine yer buluyor. Her iki ülkenin de 2009’dan bu yana Katar doğal gazını Suudi Arabistan-Ürdün-Suriye-Türkiye rotası üzerinden Avrupa’ya ulaştırmak konusunda anlaştığı biliniyor. Proje geçmişte Rusya'nın baskısıyla eski Suriye rejiminin muhalefetiyle karşılaşmıştı. 
Suriye’de Esad’ın devrilmesinin ardından başlayan yeni dönemde Katar-Türkiye arasında inşa edilmesi gündeme gelen boru hattına ilişkin söylemler yeniden canlanmış olsa da Katarlı yetkililer LNG modelinin, yani sıvılaştırılmış doğal gazın gemilerle taşınmasının Doha için daha iyi bir seçenek olduğunu; çünkü satışlarda daha fazla esneklik sağladığını öne sürmüş ve projenin maliyetinin 15 milyar dolara kadar çıkabileceğini ifade etmişti. Ancak proje, 28 Şubat’ın ardından Hürmüz’ün kapanmasıyla birlikte tekrar cazip hâle gelmeye başladı.
Doha merkezli Orta Doğu Küresel İlişkiler Konseyi'nde kıdemli araştırmacı olan Justin Dargin, Hürmüz'ü etkileyen mevcut krizin, Katar'ın verimli LNG sistemine rağmen boru hattının stratejik cazibesini artırdığını söyledi. Ancak satışları tek bir koridora bağlayacağı için mevcut LNG politikası kadar esnek olamayacağını sözlerine ekleyerek “Suudi Arabistan’ın Doğu-Batı Boru Hattı ve BAE’nin Habshan-Fujairah boru hattında görüldüğü gibi, Körfez üreticileri giderek Hürmüz’ü pas geçme kapasitesine odaklanıyor ve çatışmalar yatıştıktan sonra muhtemelen bu kapasiteyi genişleteceklerdir. Ancak birden fazla ülkeden geçen bir boru hattı, tamamen ulusal sınırlar içinde çalışan bu sistemler gibi temiz bir baypas olmayacaktır.” şeklinde konuşarak olası riskleri sıraladı.
Kaynak: Milliyet