Petrol krizinin çözümü Kızıldeniz mi? Suudi Arabistan Hürmüz'ü pas geçecek
Derleyen: Oğuzcan Atış / Milliyet.com.tr – ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları halihazırda devam ediyor. Saldırıların başladığı günden bu yana tüm dünyayı ilgilendiren en önemli detay ise enerji piyasalarında yaşanan dalgalanmalar. İran’ın kendisine karşı yapılan saldırılara Körfez ülkelerine ait enerji tesislerini vurarak cevap vermesi ve petrol ile doğalgaz ihracında önemli bir geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı’nın tehlikeli hâle gelmesi petrol fiyatlarını ciddi şekilde artırdı. Ortadoğu’da yaşanan krizin halihazırda devam ediyor olması, enerji fiyatlarının ileride daha da artacağı yönünde endişelere sebep oluyor. Tüm bu kaos ortasında dünyanın önemli petrol tedarikçilerinden biri olan Suudi Arabistan, Hürmüz Boğazı’nı bypass edecek şekilde tasarlanan bir boru hattına yoğunlaşmış durumda. Peki bu mevcut krizi sonlandırmak için yeterli mi? 
Yaşanan savaş nedeniyle Hürmüz Boğazı'ndaki trafik durma noktasına geldi
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırısının ardından petrol ticaretinin en kritik noktalarından biri olan Basra Körfezi’nde gerilim zirveye ulaştı. Hürmüz Boğazı’ndaki trafiğin durma noktasına gelmesinin ardından Suudi Arabistan’ın 1980’li yıllarda inşa ettiği ve çölden geçerek Kızıldeniz’e uzanan petrol boru hattının önemi daha önce eşine az rastlanır şekilde arttı.
‘BORU HATTI BU GÜNLER İÇİN YAPILDI’
Suudi Arabistan’ı doğudan batıya kat edecek şekilde inşa edilen boru hattı, Basra Körfezi kıyısındaki Abqaiq petrol sahasından Kızıldeniz’deki Yanbu limanına kadar uzanıyor. Hürmüz Boğazı’ndaki tanker trafiğinin durma noktasına gelmesi ve petrol fiyatlarının ciddi şekilde artmasıyla birlikte yaklaşık bin 200 km uzunluğundaki boru hattı artık Körfez petrol ihracatı için en önemli alternatif ulaşım yollarından biri hâline geldi. Saudi Aramco CEO’su Amin Nasser, Salı günü yaptığı açıklamada Doğu-Batı boru hattından ham petrol akışını artırdıklarını ve hattın birkaç gün içinde tam kapasite faaliyete geçerek günlük yaklaşık beş milyon varil ham petrolü Kızıldeniz kıyısına ulaştırabileceğini söyledi.

Uzmanlara göre mevcut boru hattı, petrol fiyatlarının artış gösterdiği bu dönemde Suudi Arabistan’ın petrol satışından önemli kâr elde etmesini sağlayacak ve halihazırda İran’a yönelik saldırılara devam eden ABD ile İsrail’in elini rahatlatacak. ABD’nin Teksas eyaletinde bulunan Rice Üniversitesi Kamu Politikaları Enstitüsü’nde araştırmacı ve enerji uzmanı olan Jim Krane, “Bu boru hattının tam kapasite çalışması küresel piyasalar için oldukça önemli olacak” şeklinde konuşarak, “Bu boru hattı tam da böyle zamanlar için tasarlandı. Yani İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatması durumunda stratejik öneme sahip bu boğazı pas geçerek Suudi Arabistan’ın petrol ihracatını sürdürebilmesi amacıyla inşa edildi” dedi.
Suudi Arabistan geçen yıl günde 6,3 milyon varil ham petrol ve yaklaşık 1,4 milyon varil rafine petrol ürünü ihraç etti. Uzmanlar, Yanbu tesisinin yalnızca günde yaklaşık 4,5 milyon varil ham petrol ihraç edebileceğini söylüyor. İran ise ABD ve İsrail’e cevap olarak Körfez ülkelerine ait petrol tesislerini hedef almaya devam ediyor. Geçtiğimiz Salı günü Birleşik Arap Emirlikleri devlet petrol şirketi ADNOC, insansız hava aracı saldırısının ardından çıkan yangın nedeniyle dünyanın en büyük rafinerilerinden biri olan Ruwais rafinerisini kapattığını açıklamıştı. Halihazırda Hürmüz Boğazı’nın da kullanılamıyor olması sebebiyle Irak, Bahreyn ve Kuveyt’te de üretimin durma noktasına geldiği ifade ediliyor. Hürmüz Boğazı’ndan günde yaklaşık 18 milyon varil petrol ve 4 milyon varil rafine ürün geçtiği biliniyor. Bu da Suudi Arabistan’da bulunan petrol boru hattının tam kapasiteyle çalıştığı durumda dahi piyasada ciddi bir açık oluşacağı ve petrol fiyatlarının yükselmeye devam edebileceği anlamına geliyor.
KIZILDENİZ ÇARE OLMAYABİLİR
Suudi Arabistan’da bulunan boru hattı mevcut kriz ortamında küresel piyasaların ihtiyaç duyduğunu karşılamaya çalışıyor olsa da bu tek başına etkili bir çözüm olmayabilir. Uzmanlar, Suudi Arabistan’ın daha önce imzaladığı sözleşmeler gereği Asya’ya ham petrol satma konusundaki sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiğine dikkat çekerek Doğu-Batı petrol boru hattının hem mevcut sözleşmeleri hem de küresel talebi tam olarak karşılayamayacağını belirtiyor. Bununla birlikte petrol ticaretinin Kızıldeniz’e kayması küresel piyasalar için kesin bir çözüm olmayabilir. Özellikle Yemen’de bulunan İran destekli Husiler petrol ticaretini bu noktada İran adına aksatabilir. 
Yanbu’dan Asya’ya giden petrolün Bab el-Mandeb Boğazı’ndan geçmesi gerekiyor. Bu da petrol tankerlerinin Yemen açıklarından geçmesi gerektiği anlamına geliyor. Ancak Yemen’de faaliyet gösteren Husiler, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılara başlamasının ardından Bab el-Mandeb Boğazı’ndan geçen gemilere saldırmaya başladı ve bu geçiş için önemli bir risk hâline geldi. ABD’nin birçok ülkeyle birlikte Yemen açıklarında savaş gemisi konuşlandırmış olmasına rağmen bu durumun Husilerin saldırılarına net bir çözüm oluşturmadığı biliniyor.
Husiler halihazırda İran’ın ABD ve İsrail ile yaşadığı çatışmalara doğrudan dahil olmuş değil. Yemen iç savaşı sırasında İran tarafından desteklenen Husilerin Hizbullah ya da Irak’ta bulunan İran vekil güçlerinden daha bağımsız hareket ettiği belirtiliyor. Uzmanlar, Husi milislerinin Suudi Arabistan ile çatışmaları yeniden başlatmak konusunda isteksiz olabileceğini, ancak İran için hâlâ önemli bir koz olduklarını söylüyor. ABD ve İsrail’in İran ile olan savaşı halihazırda devam ederken dünya ekonomisinin bu durumdan ne kadar daha etkilenmeye devam edeceği ise henüz belirsizliğini koruyor.
Kaynak: Milliyet