Kurumsal hayatı bırakıp tek yön biletle yola çıktı! ‘Sıfır maliyetle yaşamak mümkün’
Berfin Şahin, birçok kişinin cesaret edemediği bir kararı vererek kurumsal hayatını geride bıraktı, tek yön uçak biletiyle Kolombiya’ya gitti ve 10 aydır Latin Amerika’da gönüllü projelerle yaşamını sürdürüyor. ODTÜ Psikoloji mezunu genç gezgin, dünyanın sadece çok parası olanların keşfedebileceği bir yer olmadığını gösterirken, farklı ülkelerde çalışıyor, yeni kültürler tanıyor, İspanyolca öğreniyor ve deneyimlerini sosyal medya hesabından binlerce kişiyle paylaşıyor.
Gonca Kocabaş / Milliyet.com.tr – ODTÜ Psikoloji mezunu Berfin Şahin, yıllarca kurumsal hayatta çalıştıktan sonra hayatının en cesur kararını verdi. Kolombiya’ya aldığı tek yön uçak biletiyle başlayan yolculuk, Latin Amerika’nın farklı ülkelerinde gönüllü projelerle devam ediyor. Kahve tarlalarında çalıştı, Noel kurabiyeleri yaptı, Machu Picchu‘da sinek kuşlarını besledi. Şahin’e göre dünyanın başka bir köşesinde bambaşka bir hayat kurmak, sanıldığı kadar ulaşılmaz değil.
Bazı insanlar yıllarca aynı hayatı yaşarken, bazıları tek bir kararla bütün geleceğini değiştirebiliyor. 28 yaşındaki Berfin Şahin de ikinci yolu seçenlerden biri. ODTÜ Psikoloji Bölümü’nden mezun olduktan sonra yıllarca saha ve etkinlik pazarlaması alanında çalışan Şahin, kurumsal hayatın kendisi için doğru yer olmadığını fark edince cesur bir karar aldı. Hayalini yıllardır kurduğu Latin Amerika yolculuğu için Kolombiya’ya tek yön uçak bileti satın alan genç gezgin, ne zaman döneceğini bilmeden yola çıktı.

En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.
kaynak olarak ekleyin
‘20 YAŞINDA NEW YORK, LOS ANGELES GİBİ ŞEHİRLERİ TEK BAŞIMA GEZDİM’
Dünyayı gezme fikrinin lise yıllarında kurduğu hayallerle ortaya çıktığını söyleyen Berfin, “Çocuklukta çok fazla gezme fırsatım olmamıştı. Lise yılları çok fazla kitap okuduğum, çok fazla film izlediğim bir dönemdi. O zamanlar öğrendiklerimle dünyada görecek ve deneyimleyecek ne kadar çok şey olduğunu fark edince gece gündüz ders çalışmaya başladım. Amacım bana dünyanın kapılarını açacak bir üniversiteye girebilmekti. ODTÜ’ye girmemle tüm hayatım değişti. Hem aldığımız İngilizce eğitimi, hem üniversitenin sunduğu sosyal imkânlar hem de aldığımız dersler çok fazla şey kattı. Daha üniversitenin ilk yılında arkadaşlarımızla yakınlardaki şehirleri keşfetmeye başlamıştık. O zamanlar beni en çok heyecanlandıran şey yurt dışına çıkabilmekti” dedi ve ekledi:
“2017 senesinde bir arkadaşımla Balkan ülkelerini gezmeye gittik. O geziden çok keyif almıştım. Daha fazlasını görmek istedim ve programları araştırmaya başladım. 2018 yazında Disney World’de çalışma imkânı sunan bir programa kabul aldım. Sanırım bu program sonrası bakış açım çok değişti. 2 ay boyunca Disney’in parklarında, büfelerinde çalıştım. İnsanların birkaç günlüğüne ziyarete geldiği o parklarda günler geçirmek, operasyonunun bir parçası olmak ve aynı zamanda parkları deneyimleyebilmek muhteşemdi. Program sonrası ABD’nin bazı eyaletlerini de gezmek istediğim için bir yandan para biriktiriyordum. Bazen haftalar çok yoğun geçiyordu, haftada 60-65 saat çalıştığım oldu. Program bitince 1 ay boyunca ABD’de çeşitli eyaletleri gezdim. Henüz 20 yaşında New York, Los Angeles gibi büyük şehirleri tek başıma gezebilmek çok özeldi.”

‘KOLOMBİYA’YA TEK YÖN UÇAK BİLETİ ALDIM’
“ABD’den döndükten sonra, iş yerinde çok duyduğum İspanyolcaya ilgi duymaya başladım” diyen Berfin, “Bir yandan İspanyolca kursuna yazıldım, bir yandan da başka yurt dışı fırsatlarını araştırmaya başladım. 2020 yılında İspanya’nın Granada şehrine Erasmus’la gittim. Amacım hem Avrupa’yı gezmekti, hem İspanyolca öğrenmek. Ne yazık ki pandeminin başlamasıyla 5 aylık programın 3 ayını İspanya’da evde geçirdim. Bu sürece rağmen çok güzel anılarım ve arkadaşlıklarım oldu. İspanya’dan döndükten sonra mezun oldum ve tam zamanlı çalışmaya başladım. Yaklaşık 3 sene maddi sebeplerden ötürü hiç yurt dışına çıkamadım. Yıllar sonra ilk fırsat bulduğumda Fas’a seyahat ettim. Yolda olmayı ne kadar özlediğimi, başka coğrafyalarda kaybolmanın bana ne kadar iyi geldiğini hatırladım Fas seyahatimde. Dünyanın en güzel manzaralarına sahip ülkelerinden biri Güney Afrika ve tropikal bir yeri ilk deneyimlediğim ülke Sri Lanka sonrası çok uzun yıllardır hayalim olan Latin Amerika’yı tekrar düşünmeye başladım. Çok istememe rağmen çok uzak ve çok zorlu bir yolculuk gibi geliyordu. Etrafımda da giden pek kimse yoktu” şeklinde konuştu ve ekledi:
“2025 yazında saha ve etkinlik pazarlaması alanında çalıştığım kurumsal işimden ayrıldım. 5 yıldır çalışıyor olmama rağmen sadece biraz para biriktirebilmiştim, ne kendime ait bir evim vardı ne de düzenim. Hayatımda ilk defa hayatımla ne yapacağımı bilemediğim bir noktada buldum kendimi. Kurumsal dünyanın bana uygun bir yer olmadığını anlamıştım. O zamana kadar hep takip etmem gereken adımlar vardı; eğitim, iş. Başka bir iş aramak yerine kendi hayalimin peşinden gitmek istedim. Korkarak da olsa Latin Amerika’ya gitmeye karar verdim. Merak ettiğim çok ülke vardı ama Kolombiya’dan başlamak istediğime emindim. Ne kadar süre kalacağımı bilmediğim için Kolombiya’ya tek yön bir uçak bileti aldım.”

‘DÜNYANIN BİR KÖŞESİNDE SIFIR MALİYETLE YAŞAMAK MÜMKÜN’
“Dünyayı sıfır maliyetle gezmek mümkün değil, ancak bazı seçimler yaparak dünyanın bir köşesinde sıfır maliyetle yaşamak mümkün” diyen Berfin, “Gönüllülük yaparken bazen sadece konaklama, bazen de hem konaklama hem yemek karşılığında günde 4-5 saat çalışıyorum. En temel ihtiyaçlarımı karşılayabildiğim ve yine de kendime vakit ayırabildiğim bir düzen. Seyahatimi uzatmaya karar verdiğimde gönüllülük projelerine başlamıştım. Zamanla bu düzen çok hoşuma gitmeye başladı ve seyahatimi bu projelere göre şekillendirmeye başladım. Seyahatimin bir ayını zorunlu ihtiyaçlarım için hiç para harcamadan geçirdiğimi fark ettim. Ne kaldığım yere, ne de yemeğe para harcamadan geçirdiğim bir ay. Tabii ki bu süreçte kişisel harcamalarım oldu ama bunların hepsi keyfiydi. Bunu fark edince, maddi yetersizliklerden dolayı yola çıkmaya çekinen insanlara bunu anlatmak ve başka bir hayatın mümkün olduğunu göstermek istedim. Yıllarca çalışıp kenara sadece küçük bir miktar para koyabilmiş bir sürü insan olduğunu biliyorum. Bu para olduğunuz yerde bir düzen kurmaya yetmeyebilir ama dünyanın başka bir yerinde bambaşka bir hayat sunabilir” ifadelerine yer verdi.
“Kolombiya’nın kahve yetişen bölgesine gezmeye gittiğinde o yemyeşil manzaralarına ve renkli evlerle dolu küçük kasabalarına bayıldım” diyen Berfin, “Daha fazla zaman geçirmek isteyince projeleri araştırmaya başladım. Yoga merkezi de olan, yeni açılmış 3 odalı küçük bir otelde çalışmaya başladım. Henüz sistemleri yeni yeni oturuyordu. Hem temizliğe yardım ettim hem de marka görselleri hazırladım onlar için.Sanırım en çok etkileyen kısmı projenin başındaki aile ile kurduğumuz iletişim ve onların hayatına karışmamdı. Birebir çalıştığım kişi çok tatlı, cömert ve kibar bir insandı. Kendi kültürlerine dair çok fazla şey paylaştı benimle. Kolombiya’yı farklı bir yerden görmemi sağladı. Sayesinde çok pozitif bir gönüllülük deneyimim oldu. Yolculuğuma daha çok gönüllülük yaparak devam etme kararımda etkisi büyük” bilgisini paylaştı.

‘KOLOMBİYA’DA KAHVE VE KAKAO TOPLADIM, PERU’DA SİNEK KUŞLARINI BESLEDİM’
Seyahat etmenin turistik bir gezi yapmaktan çok farklı bir deneyim olduğuna dikkat çeken Berfin, “Çünkü ortada ne bir plan var, ne de bir yapılacaklar listesi. Her yerde tamamen size özel olan deneyimlerin içinde buluyorsunuz kendinizi. Gönüllülük yaparak gezmek de bu deneyimleri pekiştiriyor. Çok güzel arkadaşlıklar, çok özel deneyimler, belki hayatımda sadece bir kere yaşayabileceğim anlar getirdi bana. Kolombiya’da bir çiftlikte çalışmıştım iki hafta. Çiftliğin daimi çalışanıyla ormanın içine girip kahve, kakao ve meyve topluyorduk. Her bir ağacın yerini tek tek bilişi, o çiftliğe verdiği emeği ve hayat hikayesini dinlemek çok etkilemişti beni. Aynı zamanda gönüllülük yaparken çok güzel insanlarla tanıştım. Meksika’da bir ailenin yanında gönüllülük yaptım. Ailenin bir pastanesi vardı. Noel öncesi gittiğim için kurabiye siparişi geliyordu sürekli ve beraber bütün gün kurabiye yapıyorduk. O kadar güzel anlaştık ki o aile ile, Meksika’dan ayrılmadan önce yanlarına tekrar döndüm. Başım sıkıştığında arayabileceğim çok yakın arkadaşlarım artık” şeklinde konuştu ve ekledi:
“Bu yolculuğumda ziyaret ettiğim 3. ülke Peru. Peru deyince akla ilk gelen yerlerden biri de İnkalar’ın efsanevi şehri Machu Picchu. Bu seyahatimde görmek istediğim yerlerden biriydi. Peru’da gönüllülük projelerini araştırırken Machu Picchu’da bir proje gördüm. Çok ilgimi çekti ve iletişime geçtim. Çalıştığım yer Machu Picchu’ya giden yürüyüş rotalarından birinin üstünde yer alan, doğal bir rezervi, restoranı ve büfesi olan bir oteldi. Benim işim orada hem büfede çalışmaktı hem de pazarlama ve sosyal medyasına yardım etmekti. And Dağları’nın arasında, Urubamba Nehri’nin yanındaki bu doğal koruma alanının en sık misafirlerinden biri de sinek kuşlarıydı. Restoranın terasında, sinek kuşları için tatlı suyla doldurduğumuz suluklar vardı. Günde birkaç kere o sulukları doldurarak sinek kuşlarının sularını tazeliyordum. Bahçede yaklaşık 8-9 farklı tür sinek kuşu vardı. Onların sularını tazelemek en sevdiğim işti, onları çok yakından izleme fırsatım oldu.”

‘HİÇ YAPAMAM DEDİĞİM ŞEYLERİ YAPARKEN BULDUM KENDİMİ’
“Bu tarz bir yaşamla öncelikle kendi sınırlarımı, hayattaki önceliklerimi daha iyi anladım” diyen Berfin, “Korkularımla yüzleştim. Hiç yapamam dediğim şeyleri yaparken buldum kendimi; aynı zamanda neyi sevip neyi sevmediğimi daha iyi anlayabildim. Yolculuğumun en unutulmaz anlarından biri, bir gece Kolombiya’nın Pasifik kıyısındaki yağmur ormanlarında tek başıma iki nehirden geçip hostelime döndüğüm zaman mesela. O zamana kadar karanlıktan ve sessizlikten korkan ben, başka seçeneğim olmadığı için ormanın içinde yürürken buldum kendimi. Üstüne sık sık düşündüğüm kavramlardan biri emek vermek oldu bu yolculukta. İnandıkları şeyleri inşa etmek için emek veren çok fazla insanla tanıştım, her birinden ayrı ilham aldım. Modern dünyanın koşturmacasının içinde emek vermenin ne demek olduğunu unutmuşum. Kolombiya’da bir çiftlikte çalışmak bana çok fazla şey öğretti. Doğanın akışına teslim olmak, doğanın koşullarını kabul etmek ve kolay-zor etiketlerini bir tarafa bırakıp sadece çalışmak, emek vermenin ne demek olduğuna dair çok düşündürdü” şeklinde konuştu.
Daha önce yurt dışı deneyimi olmasına rağmen Latin Amerika’ya geldikten sonra kendi seyahat tarzını bulmasının zaman aldığına değinen Berfin, “Bu da deneye yanıla oluyor. Bu süreçte kendimi hiç hoşuma gitmeyen sosyal ortamların içinde buldum, bazen mutlaka görülmesi gereken bir yere gidip hiç keyif almadan döndüm, bazen de hiç bana uygun olmayan işler yaptım. Mesela Meksika’da bir hostelde gönüllülük yapmıştım 1 ay boyunca. Kısa zaman dilimleri için bazen hostellerde kaldığım olmuştu ama bu kadar uzun süreli kalmamıştım hiç. 1 ay boyunca paylaşımlı bir odada kalmak beni çok zorlamıştı, yine de o kararımdan pişman olmadım. Hostelin olduğu şehir Oaxaca, dünyada en sevdiğim şehirlerden biri oldu mesela” ifadelerine yer verdi.

‘BİLETİMİ ÇOK KORKARAK VE HAZIR HİSSETMEYEREK ALDIM’
“Yola çıkma fikrinin çok korkutucu olabileceğini biliyorum” diyen Berfin, “Ben yola çıkma kararımı çevremle paylaştığımda daha da çok korkmaya başlamıştım çünkü herkes dikkatli olmam gerektiğini, oraların çok tehlikeli olduğunu söyleyip durdu. Bunları söyleyen hiç kimse Latin Amerika’ya adım bile atmamıştı. Artık dünyanın neresine giderseniz gidin türlü türlü tehlikeyle karşılaşabilirsiniz. Tabii ki bazı ülkelerin alışık olmadığımız gerçeklikleri var ama zaten bir şekilde oraya gitme hevesiniz varsa, oradaki gerçekliklere adapte olma gücünüz de vardır. Ben böyle düşünüyorum. İnsan bir yere gitmenin hayalini kuruyorsa, orada onu bekleyen ona özel bir şey vardır” dedi ve sözlerini şöyle sonlandırdı:
“İnsan seyahate çıkmayı düşünürken o günkü haliyle seyahat edeceğini düşünüyor. Evinizde koltukta oturduğunuz halinizle kendinizi dünyanın bir ucunda hayal etmek çok zor. Ama siz gideceğiniz yere biletinizi aldıktan sonra değişmeye başlıyorsunuz aslında. Çünkü artık içinde yaşadığınız gerçeklik değişiyor. En zoru her zaman ilk adımı atmak; kimisi için bu işten ayrılmak olabilir, kimisi için bilet almak. Ben Kolombiya biletimi almadan önce çok korkuyordum ama aynı zamanda içimde çok güçlü, iyi bir his vardı. O bileti çok korkarak ve hiç hazır hissetmeyerek aldım. Uçağa binerken de Kolombiya’daki ilk günlerimde de aynı hisler devam etti. Ben de korkarak da olsa içimdeki iyi hisse güvenmeye devam ettim. İnsan nasıl mutluyken, üzgünken yapması gerekeni yapabiliyorsa, korkarken de yapabiliyor. Hayallerinizi ertelemeyin.”
Kaynak: Milliyet