Loading...

Ağrı dağının altında keşfedildi, rastgele oluşmamış! 'Kutsal metinlerle örtüşüyor' iddiası

Ağrı dağının altında keşfedildi, rastgele oluşmamış! 'Kutsal metinlerle örtüşüyor' iddiası

Uzun yıllardır hem arkeoloji meraklılarının hem de kutsal metin araştırmacılarının dikkatini çeken bölge, özellikle şekli nedeniyle sık sık gündeme geliyor. Kuşbakışı görüntülerde gemiyi andıran yapısıyla dikkat çeken alan, son yıllarda teknoloji destekli taramalar sayesinde daha ayrıntılı biçimde incelenmeye başlandı.

Araştırma ekibinde yer alan isimlerden Andrew Jones, yapılan ölçümlerde yüzey altında birbirine bağlı boşluklar bulunduğunu söyledi. Jones, bu boşlukların sıradan jeolojik çatlaklardan farklı göründüğünü ifade etti. Ona göre elde edilen bulgular, alanın geçmişte insan eliyle şekillendirilmiş olabileceği ihtimalini güçlendiriyor.

Yer radarıyla yapılan incelemelerde özellikle merkez bölgeye uzanan hatlar dikkat çekti. Uzmanlar, bazı bölümlerin koridoru andırdığını, bazı alanların ise oda ya da bölme benzeri sinyaller verdiğini aktardı. Bu tür sonuçların tek başına kesin kanıt sayılmadığı bilinse de, bölgenin daha ayrıntılı incelenmesi gerektiği görüşü öne çıkıyor.

Araştırmacıların en çok dikkat çektiği noktalardan biri ise ölçüler oldu. Yaklaşık 157 metre uzunluğundaki oluşumun, Tevrat’ta geçen gemi tarifleriyle belirli ölçü benzerlikleri taşıdığı öne sürüldü. Ekip üyeleri, bu nedenle bölgenin sadece jeolojik bir yapı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı.

İncil’de geminin çok katlı bir yapıya sahip olduğuna dair anlatımlar bulunduğunu hatırlatan bazı araştırmacılar, taramalarda görülen katmanlı sinyallerin bu anlatımlarla örtüşebileceğini söyledi. Ancak bilim dünyasının önemli bir bölümü, bu yorumların henüz varsayım düzeyinde kaldığını belirtiyor.

2024 yılında bölgede yapılan toprak analizleri de dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu. Oluşumun iç ve dış kısımlarından alınan çok sayıda örnekte, içerideki toprağın çevreye göre daha fazla organik madde barındırdığı bildirildi. Ayrıca potasyum oranında da artış görüldüğü aktarıldı. Uzmanlar, bu farkın geçmişte farklı bir kullanım ya da farklı bir yapılaşma sürecine işaret edebileceğini düşünüyor.

Bölgede daha önce deniz kabuğu izleri ve deniz canlılarına ait fosilleşmiş kalıntılar bulunduğuna dair çalışmalar da sık sık gündeme geliyor. Jeologlar, bunun geçmiş jeolojik dönemlerde bölgenin su altında kalmış olabileceğini gösterdiğini söylüyor.

Yine de bölgenin gizemi bitmiş değil. Çünkü teknoloji geliştikçe, daha önce ulaşılamayan veriler ortaya çıkıyor. Araştırma ekibi, yer altındaki boşlukları daha net inceleyebilmek için robotik cihazlar geliştirmeyi planladıklarını açıkladı. Bu cihazların dar alanlara girerek görüntü ve ölçüm alması hedefleniyor.


Kaynak: Milliyet