İsviçrelilere ‘Nörüyon’ dedirten Kayserili! ‘Alplerde otobüs şoförlüğü saygın bir meslek’
Betül Topaklı / Milliyet.com.tr - Murat Taş, 1984 yılında Kayseri’nin Alamettin Köyü’nde doğdu. Babası kamyon şoförü, annesi ev hanımı olan Murat, Kayseri merkezde büyüdü. Birbirine çok aşık bir anne babanın çocuğuydu. Sevgi dolu bir ailede büyüdüğünü söyleyen Murat, “Çok sosyaldim. ‘Biz geliyoruz’ diye telefon açılmayan, ansızın zilin çalıp misafirlerin geldiği, komşuların birbirine güvendiği ve sevdiği bir sokakta büyüdüm. Dışarıda çok yaramaz bir çocuktum. Okul tatillerinde sanayide çıraklık yapar, ayakkabı boyar, simit satar okul harçlığımı çıkarırdım” dedi. Murat’ın yaşamını değiştiren gelişme 2002 yılında yani 18 yaşında evlendikten sonra, 2004 yılında aile birleşimiyle Avusturya’ya yerleşmesiyle yaşandı. Şu anda büyük kızının 21, büyük oğlunun 17, küçük oğlunun ise 14 yaşında olduğunu söyleyen Murat, o günleri şöyle anlatıyor: “Türkiye’de evlendikten sonra eşim Avusturya’da yaşadığı için hayatımızı burada kurduk. Fabrikada yaklaşık bir buçuk yıl çalıştıktan sonra TIR ehliyetimi aldım ve TIR şoförlüğü yapmaya başladım. Daha sonra otobüs şoförlüğüne geçtim, bir dönem de taksi şoförlüğü yaptım.”

“Türkiye’de lise eğitimimi yarıda bırakmıştım. Avusturya’da yüz yüze eğitim alarak imam hatip lisesi diploması aldım ve aynı zamanda İslam ilimleri kursunu tamamladım. Daha sonra üniversite sınavını kazanıp kısa bir dönem açık öğretimden ilahiyat eğitimime devam ettim. Ancak işimin yoğunluğundan dolayı bunu tamamlayamadım. Aslında 28 yaşıma kadar namaz bile kılmayan biriydim. Ancak annemi kaybettikten sonra hayatım değişti. Annemi çok seviyor ve onu çok özlüyordum. Bu dünyada çektiğimiz hasreti ahirette tekrar yaşamamak için böyle bir karar verdim ve kendimi öyle geliştirdim ki imam olacak seviyeye geldim. Sonrasında kısa bir dönem de imamlık yaptım. Hayatımda eğitime hep öncelik verdim. Hâlâ yeni bilgiler edinmeye ve kendimi geliştirmeye devam ediyorum. Çocuklarımın da iyi bir eğitim almasını çok önemsiyorum. Şu anda gittikleri okullardan gayet memnunum ve onlarla gurur duyuyorum.”
Hayatının şoförlük yapmakla geçtiğini aktaran Murat, “19 yıllık şoförüm. Avusturya’da İsviçre sınırına yakın bir yerde oturuyorum. Son üç yıldır İsviçre’de otobüs kaptanlığı yapıyorum. Bu işin eğitimi ehliyetle başlıyor. Öncelikle ‘psikotest’ denilen bir sınavdan geçmek gerekiyor. Bunun ardından her firmanın kendine özgü eğitim programları bulunuyor. Ayrıca Türkiye’deki sistemde de olduğu gibi kod 95 uygulaması var. Yani beş yılda bir, senede bir defa yapılan kurslarla mesleğimizi güncel tutuyoruz ve mesleğimizi daha iyi yapabilmek için sürekli eğitim alıyoruz” bilgilerini paylaştı.
‘OTOBÜS ŞOFÖRLERİNİN TOPLUM İÇİNDEKİ SAYGISI ÇOK YÜKSEK’
“Alplerde otobüs kaptanlığı yapmak hiç zor değil, aksine çok keyifli ve ben bu işi yapmaktan büyük zevk alıyorum” diyen Murat, “Çünkü burada sabırlı ve saygılı insanların içinde çalışıyorum. Trafikte toplu taşımaya daha fazla saygı var. Örneğin duraklardan çıkarken sola sinyal verdiğimizde arkadaki araçlar durup bize yol veriyor. Otobüs şoförlerinin toplum içindeki saygısı çok yüksek. Yolcular da çok nazik ve kibar… Binerken selam veriyor, inerken teşekkür ediyorlar. Bu da beni motive ediyor ve işimi daha iyi yapmamı sağlıyor. Küçük zorluklar olsa da genel anlamda bu meslek gerçekten çok güzel ve ben işimi seviyorum” şeklinde konuştu.

‘‘NÖRÜYON’ İSVİÇRE’DE HERKESİN DİLİNDE’
Murat, Alplerde İsviçrelilere ‘Nörüyon’ dedirtme fikrinin nasıl ortaya çıktığını şöyle anlatıyor: “Aslında bu fikir günlük bir sohbetten doğdu. İsviçrelilerin kendine has bir selamları var. Ben de bir gün İsviçreli arkadaşlarla kahve içerken, Kayseri’de kendi aramızda kullandığımız bir selamdan bahsettim. Biz, ‘Nasılsın?’ yerine ‘Ne örüyorsun?’ diyoruz dedim. Yanımdaki bir arkadaş tekrar etti ve ‘Ne diyorsunuz?’ dedi. Ben de ‘Nöryon’ dedim ve bunu onun söyleyişi hoşuma gitti ve çok güldüm. Sonra bu selamı ona öğretmeye çalışırken küçük videolar çekip birkaçını paylaştım. Bu videolar çok beğenildi ve güzel yorumlar geldi. Hatta bu durum öyle bir hâl aldı ki artık beni gören İsviçreliler telsizden ‘Nöryon’ diyor. Kayseri’de selamlaşmak için kendi aramızda kullandığımız kelime artık İsviçre’de herkesin dilinde. Bu durum iş ortamımıza çok güzel bir renk kattı ve gerçekten çok hoşuma gitti.”
“Ben Kayseri’ye gidemiyorsam onları İsviçre’ye getiririm dedim ve pek çok yolcuma da ‘nörüyon’ kelimesini öğrettim. Bunlardan biri de 22 yaşında Patrik. İsviçreli gencin otobüslere ve trenlere karşı çok büyük bir ilgisi var. Kendisi özel bir birey. Başlarda bazı otobüs şoförlerinin ondan rahatsız olduğunu gördüğümde çok üzüldüm. Hatta bir iki kişiyle bu konuda tartıştım. Sanırım Patrik beni bu yüzden çok benimsedi. Sosyal medya videoları çekmeye başladığımda yanıma gelip, onunla da video çekmemi istedi. Öyle ki Patrik ile çektiğimiz içerikler en çok izlenen videolar oldu. Patrik’in boş günleri genelde çarşamba, cumartesi ve pazar. O günlerde vakit buldukça yanıma geliyor; birlikte vakit geçiriyor, otobüsler hakkında konuşuyoruz. Bu ona iyi geliyor, bana da güzel bir dostluk ve sohbet oluyor. Videolar yayınlandığında yorumları çeviriyle okuyor. Bana sık sık sesli mesaj atıp, ‘Murat abi şu kadar izlenmiş, şu kadar yorum var’ diye heyecanla anlatıyor. Türk milletinin ona gösterdiği sevgi ve güzel yorumlar beni de çok mutlu ediyor. Sanki hep birlikte ona bir iyilik yapıyor, bir kalbe dokunuyoruz. Türk insanının merhametini ve güzel kalbini böyle anlarda bir kez daha görmek beni gerçekten çok mutlu ediyor.”

‘GURBET OLARAK DÜNYANIN EN GÜZEL YERİNDE YAŞIYORUM’
Avusturya’da Alplerin yanında, doğayla iç içe bir yaşamı olduğunu anlatan Murat, “Burası sessiz ve sakin bir yer olmasının yanında turistik bir bölge. Ayrıca dünyaca ünlü kayak merkezlerine sahip. Boş vakitlerimde motor grubumuzla çıktığım için buradaki tüm dağları biliyorum. Sosyal açıdan çok güzel, alım gücü yüksek bir ülkede yaşıyorum ve bunun için şükrediyorum. Genel olarak, hayatım burada gerçekten çok güzel ve huzurlu. Çocukluğu ve gençliğimi Türkiye’de geçirdiğim için tabii ki içinde bir vatan hasreti var. Kayseri’yi çok özlüyorum, hasretini hep içimde taşıyorum” diyerek gurbet adamı olduğunu ancak gurbet olarak dünyanın en güzel yerinde yaşadığını dile getirdi.
‘SOSYAL MEDYADAN İÇERİKLER ÜRETİYORUM’
Pek çok kişinin İsviçre’de yaşamak istediğini ve bu konuda kendisinin pek çok soru aldığını söyleyen Murat, sözlerine şöyle devem etti: “İnsanlar İsviçre’ye nasıl gelineceğini ve nasıl yaşanacağını merak ediyor. Ben Avusturya’ya aile birleşimi ile geldim ancak buraya İsviçre’deki bir şirketten iş teklifi alarak, üniversite okuyarak, aile birleşimi ya da şirket kurarak gelebilirsiniz. Son olarak şunu söylemek istiyorum: Farklı mesleklerde çalışmak, yarım kalan eğitimime devam etmek ve sivil toplum faaliyetlerinin içinde yer almak bana sadece hayat tecrübesi kazandırmadı, aynı zamanda insanları daha iyi anlamayı ve topluma faydalı olmanın önemini öğretti. Sosyal, samimi ve insanlara dokunmayı seven biriyim. ‘Alplerde bir kaptan’ adlı hesabımla sosyal medyadan içerikler üreterek bu anlayışı yansıtmaya çalışıyorum. Benim hayatım, gurbetle başlayan ama insanlara faydalı olma arayışıyla yönünü bulan bir hikâye.”
Kaynak: Milliyet